Psikoloji, Politika ve İnsan Kalbi: Nesli Zağlı’dan “Eksik Manifesto” 2 Kasım 2025 – Posted in: Blog
Psikoloji, Politika ve İnsan Kalbi: Nesli Zağlı’dan “Eksik Manifesto”
Gündemin hızına yetişmeye çalışırken ruh sağlığımızı nerede bıraktık? Modern dünya bize sürekli “mutlu olmamızı” dikte ederken, içimizdeki o derin boşluk neden kapanmıyor? Sfenks Kitap etiketiyle yayımlanan ve Uzman Psikolog/Psikoterapist Nesli Zağlı tarafından kaleme alınan “Eksik Manifesto”, bu soruların peşine düşen, alışılagelmiş psikoloji kitaplarından çok farklı bir yerde duran cesur bir eser,.
2018-2024 yılları arasında Birgün Gazetesi’nde yayımlanan yazıların bir araya getirilmesiyle oluşan bu kitap, sadece bireyin değil, toplumun, politikanın ve neoliberal çağın ruhsal bir röntgenini çekiyor. İşte Nesli Zağlı’nın kaleminden, “insan insan dedikleri” o gizemli varlığın ve içinde yaşadığımız coğrafyanın psiko-politik haritası.
Pozitif Psikolojinin İflası: Mutluluk Bir Endüstri mi?
Nesli Zağlı, kitabına oldukça sert ve bir o kadar da haklı bir eleştiriyle başlıyor: Pozitif Paradigmanın İflası. Yazar, günümüzün “mutluluk endüstrisi” olarak tanımladığı pozitif psikolojiyi, insanı tarihinden, politikasından ve gerçek bağlamından koparmakla suçluyor. “Yeter ki iste, evren sana verecektir” şeklindeki içi boş olumlamaların, aslında başarısızlık hissini bireyin üzerine yıkan neoliberal bir oyun olduğunu savunuyor.
Kitapta dikkat çeken en özgün kavramlardan biri ise “Pekmezli Mindfulness”. Zağlı, Budist felsefeden koparılıp kapitalizmin stres azaltma atölyelerine meze edilen “Bilinçli Farkındalık” akımına şüpheyle yaklaşıyor. Sistemsel adaletsizlikleri, yoksulluğu ve mobbingi görmezden gelip bireyi sadece “nefesine odaklanmaya” çağıran bu yaklaşımı, Slavoj Zizek’in deyimiyle kapitalizmin dinamiklerine katılmaya yardım eden bir ideoloji olarak tanımlıyor.
“Türkiye Gibi Bir Şey Bu Çocukluk, Hiçbir Yere Gitmiyor”
Zağlı, klinik deneyimini toplumsal gözlemleriyle harmanlayarak Türkiye’deki aile yapısını ve çocukluk deneyimini masaya yatırıyor. Kitabın en çarpıcı başlıklarından biri olan “Türkiye gibi bir şey bu çocukluk, hiçbir yere gitmiyor”, çocukluğun bireyin peşini bir gölge gibi nasıl izlediğini anlatıyor.
Yazar, Türkiye’deki ebeveynlik biçimlerini incelerken;
- Kuşatılmış Annelik: Kadınlığın annelikle kutsandığı ama kadının aslında mutsuz ve tükenmiş olduğu bir tabloyu,
- Eril Anneler: Manipüle eden, ezen ve oğulları üzerinden güç devşiren bir anne tipolojisini,
- Baba Figürü: “Seven ama belli etmeyen” klasik babalardan, rekabetçi yeni nesil babalara kadar babalığın ruhsal doğurganlıktaki yerini analiz ediyor.
Sosyal Medya, Linç Kültürü ve “Ghosting”
“Eksik Manifesto”, dijital çağın insan ilişkileri üzerindeki deformasyonuna da geniş yer ayırıyor. Sosyal medyadaki “psikolojik figürlerin” içerik bombardımanını “psikolojik içerik fetişizmi” olarak adlandırıyor. Yazar, “Zamane Aşkları” bölümünde; matching, sexting ve özellikle hiçbir açıklama yapmadan ortadan kaybolma anlamına gelen ghosting kavramlarını ele alıyor.
İlişkilerin “İsveç çakısı” gibi yedeklendiği, derinliğin ıskalandığı bu yeni dünyada, insanın “biriciklik” illüzyonuyla nasıl yalnızlaştığını etkileyici bir dille anlatıyor. Ayrıca sosyal medyadaki linç kültürünün, otoriterleşme ve itaat süreçleriyle olan bağını psiko-politik bir perspektifle çözümlüyor.
Umut ve Direniş: Gezi’den Bugünlere
Nesli Zağlı için psikoloji, odalara hapsedilmiş steril bir bilim değildir; o, sokağın ve direnişin de bir parçasıdır. Gezi Direnişi’ni, insan kendiliğinin en sağlıklı ve canlı hali olarak tanımlıyor. Zağlı’ya göre umut, pasif bir bekleyiş değil; aktif bir varoluş ve üst düzey bir bilişsel işlevdir.
Kitapta, yoksulluğun sadece ekonomik bir durum değil, “psikolojik bir yoksunluk” olduğu vurgulanıyor. Yazar, mültecilikten iş cinayetlerine, Sivas Katliamı’ndan kadın cinayetlerine kadar toplumsal yaralarımızın bireysel ruh sağlığımızı nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.
Neden Bu Kitabı Okumalısınız?
“Eksik Manifesto”, bir kişisel gelişim kitabı değildir; aksine, “Siz yine de hobi olarak kişisel gelişin” diyerek bu sektörü tiye alan bir “kişisel direnç” kitabıdır. Nesli Zağlı;
- Kendi biricik öyküsüne sahip çıkmak isteyenlere,
- Toplumsal olayların ruhumuzda açtığı yaraları anlamlandırmak isteyenlere,
- Edebiyatın, sanatın ve insan kalbinin haritasında yolunu arayanlara,
- Neoliberal sistemin “mutluluk” dayatmasına karşı “hüzne de yer açan” bir sağduyu arayanlara hitap ediyor.
Yazarın deyimiyle; bu manifesto, insan canlısının hak ettiği bir dünya düzeni kurulana kadar “eksik” kalacaktır. Ancak bu eksiklik, bizi bir araya getiren, dayanışmayı ve iyileşmeyi mümkün kılan o kutsal boşluktur.
Eylül 2025’te yayımlanan bu eser, sadece psikoloji meraklıları için değil, içinde yaşadığı toplumu ve kendi ruhunu daha derinden tanımak isteyen herkes için bir başucu kaynağı niteliğinde.